sütçü dükkanı

Senelerden beri yapmadığım şeyi yaptım: Süt içtim. Dükkanın içinde su buharı, süt kokusu, insanı ağlatıp uyutacak, kırk sene evvelki bir beşik hatırasına kadar sürüklüyordu… Evet, senelerden beri ne erken uyanmış, ne de süt içmiştim. İşe sütle başlıyorduk. Ne haristi parmaklarımız anamızın göğsünde. O ne dişsiz bir canavar ağzıydı memedeki. Hiç hatırlamıyoruz o günleri. O süte ağlayan gözlerimizin bulanık, hiç görmediği dünyayı…1

Okumaya devam et “sütçü dükkanı”

Caravaggio’nun Aziz Matta’sı

“Hani İbrahim, “Ey Rabbim! Ölüye nasıl hayat verdiğini bana göster!” demişti. O da, “Yoksa inancın yok mu?” diye sormuştu. (İbrahim) cevap vermişti: “Hayır, ama (görmeme izin ver) ki kalbim tamamen mutmain olsun.”1

Allah niçin bu konuşmayı aktarıyor bize? ‘İbrahim sordu siz sormayın’ mı ‘İbrahim bile sordu siz de sorun’ mu? Bilgi temelinde yükselen, sayısız örnekler veren, düşünmeye davet eden, bilinçli bir tercih sonucunda iman edilmesini isteyen bir din ikincisini söyler heralde.

Okumaya devam et “Caravaggio’nun Aziz Matta’sı”